yaşayanın dünyasında tamamen kendine ait, benzersiz bir dildir.
Bir başkasına aktarılmaya çalışıldığında kelimeler küçülür, şekil değiştirir ve sadece birer benzetmeden ibaret kalır. İnsan kendi acısını anlatırken kurduğu her cümlede aslında yalnızlığını biraz daha derin hisseder; çünkü muhatabı sadece acının tanımını duyar, sızısını değil.
Acı, bu yüzden kişiye özeldir ve tanımlanamaz oluşu onun doğasında vardır:
Sözün Bittiği Yerdir: Ne kadar zengin bir kelime dağarcığına sahip olunursa olunsun, acı hissi dilin sınırlarını aşar. Anlatılan şey acının kendisi değil, onun zihinde bıraktığı yansımadır.
Nesnel Bir Ölçütü Yoktur: Fiziksel bir ağrı bile kişiden kişiye farklı eşiklerde hissedilirken, ruhsal acıyı ölçecek ya da kıyaslayacak hiçbir terazi yoktur.
Yalnızlaştırıcıdır: Aynı olayı yaşayan iki insan bile günün sonunda kendi iç dünyasında tamamen farklı bir yangını söndürmeye çalışır.
Kısacası acı; kâğıda döküldüğünde edebiyat, ses dönüştüğünde feryat, ama kalpte kaldığında sadece o kişinin taşımak zorunda olduğu sessiz bir yük olarak kalır.
Bu yazı 20 MART 2019 tarihinde yazılmıştır.Yorum Yok..
Hemen bir tane yorum eklemeye ne dersin ?